<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Tari"Hi"kayeler</title>
	<atom:link href="http://tarihikayeler.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tarihikayeler.wordpress.com</link>
	<description>Tarihten yaşanmış hikayeler</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 09:56:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='tarihikayeler.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/f5dbe472e1f263165000bda71dcd0cd6?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Tari"Hi"kayeler</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Mesir Macunu</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/mesir-macunu/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/mesir-macunu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 09:56:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ilkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/?p=424</guid>
		<description><![CDATA[

MESİR dilimizde gezilecek yer , gezi yeri anlamına gelmektedir. Anadolu ve Ön Asya&#8217;nın çok eski bir geleneğinden gelen Mesir&#8217;in 5000 yıl öncesinde bile örneklerine rastlamak mümkün. Genel Tıp kitaplarının bir kısmında mesir&#8217;e benzeyen bir macunun Sümerliler zamanında kullanıldığını yazmaktadırlar. İlk defa Sümerliler ünlü şehirlerinden biri olan NİPPUR da ana maddesi İSİN olan bir otla çeşitli [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=424&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:justify;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-425" title="yasinylnz_mesir_macunu" src="http://tarihikayeler.files.wordpress.com/2009/11/yasinylnz_mesir_macunu.jpg?w=300&#038;h=225" alt="yasinylnz_mesir_macunu" width="300" height="225" /></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">MESİR dilimizde gezilecek yer , gezi yeri anlamına gelmektedir. Anadolu ve Ön Asya&#8217;nın çok eski bir geleneğinden gelen Mesir&#8217;in 5000 yıl öncesinde bile örneklerine rastlamak mümkün. Genel Tıp kitaplarının bir kısmında mesir&#8217;e benzeyen bir macunun Sümerliler zamanında kullanıldığını yazmaktadırlar. İlk defa Sümerliler ünlü şehirlerinden biri olan NİPPUR da ana maddesi İSİN olan bir otla çeşitli baharatları kaynatarak bir macun elde edip bunu altın kapta saklayarak ilkbahar aylarının başlangıçlarında hastalara ikram ederlermiş. Aynı şekilde hazırlanmış çeşitli macunların dertlere şifa olması amacıyla Ön Asya ve Anadolu medeniyetlerinde dağıtıldığı kaynaklarda belirtilmektedir.</p>
<p style="text-align:justify;">Mesir macunu ; Mutasavvıf Hekim Merkez Efendi tarafından bulunmuştur.<br />
MESİR MUCİDİ MERKEZ EFENDİ</p>
<p style="text-align:justify;">500 Yıla damgasını vurmuş olan bir olayın kahramanından bahsetmeden önce devre damgasını vurmuş olan zamanının büyük hekimi Merkez Efendinin hayatından biraz aktarımda bulunalım.<br />
Merkez Efendinin asıl adı MUSLİHİDDİN EFENDİ 15 yy. ikinci yarısında 1460 yılında Denizli&#8217;nin Buldan ilçesine bağlı Sarımahmutlu köyünde doğmuştur. Ailesinin Selçuklu Germiyanoğullarının bir koluna bağlı olduğu tahmin edilmektedir. İlk öğrenimini babası Hafız Mustafa Efendinin yanında tamamlamıştır. Daha sonraki öğrenimi için babasının yakın dostu olan zamanın ünlü bilginlerinden Hızır Ahmet Paşanın yanına Bursa&#8217;ya gitmiştir. Burada İlk ve orta öğretime karşılık gelen zamanın ilk medrese öğrenimine başlar ve başarı ile tamamladıktan sonra hocası tarafından zamanının en ideal üniversitesi olan İstanbul Fatih Medresesine kayıt yaptırır.</p>
<p style="text-align:justify;">Buradan müderris (Hoca) ünvanı alarak mezun olur. Uzun yıllar İstanbul ve çevresindeki illerde öğretmenlik yapar.</p>
Posted in ilkler, Yaşam  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/424/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/424/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/424/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=424&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/mesir-macunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihikayeler.files.wordpress.com/2009/11/yasinylnz_mesir_macunu.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">yasinylnz_mesir_macunu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Merhametli İnsan</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/merhametli-insan/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/merhametli-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 09:39:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/merhametli-insan/</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :
-&#8217;Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü.
Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.&#8217; Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :
- Söyledikleri dogru mu diye sorar ,
Suçlanan genç der ki :
-evet dogru.
Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar:
Bunun üzerine genç [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=423&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :<br />
-&#8217;Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü.</p>
<p>Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.&#8217; Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :<br />
- Söyledikleri dogru mu diye sorar ,</p>
<p>Suçlanan genç der ki :<br />
-evet dogru.</p>
<p>Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar:</p>
<p>Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki :<br />
<span id="more-423"></span><br />
Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulundugu yere getirdi.Afedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor, hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyva koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum agır geldi, ben de bir taş attım,Babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret&#8217; dedi.</p>
<p>Bu söz üzerine Hz Ömer<br />
- &#8216;Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam.Madem suçunu da kabul ettin&#8217; dedi.</p>
<p>Bu sözden sonra delikanlı söz alarak<br />
-&#8217;Efendim bir özrüm var&#8217; diyerek konuşmaya başladi</p>
<p>- &#8216;Ben memleketinde zengin bir insanım, babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı.Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak<br />
zorunda kaldim. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin<br />
verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum&#8217; der.</p>
<p>Hz. Ömer dayanamaz der ki :</p>
<p>-&#8217;Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalir ki?!&#8217;</p>
<p>Sözün burasinda genç adam ortama bir göz atar, der ki:</p>
<p>- &#8216;Bu zat benim yerime kalir.&#8217; O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaslarindan daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As&#8217; dan baskası değildir.</p>
<p>Hz.Ömer Amr&#8217;a dönerek,</p>
<p>- &#8216;Ey Amr, delikanliyi duydun&#8217; der.</p>
<p>O yüce sahabi</p>
<p>-&#8217;Evet, ben kefilim&#8217; der ve genç adam serbest bırakılır.</p>
<p>Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine&#8217;nin ileri gelenleri Hz. Ömer&#8217;e çıkarak genc&#8217;in Gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As&#8217;a verilecek idam yerine maktülün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler.</p>
<p>Hz. Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki :<br />
-&#8217;Bu kefil babam olsa farketmez cezayi infaz ederim.&#8217;</p>
<p>Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki :<br />
-&#8217;Biz de sözümün arkasındayız.&#8217;</p>
<p>Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardi neden geldin?&#8217; Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan) &#8216;AHDE VEFASIZLIK ETTİ&#8217; demeyesiniz diye geldim der.</p>
<p>Hz.Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As&#8217;a der ki :</p>
<p>-&#8217;Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasil oldu onun yerine kefil oldun&#8217;.</p>
<p>Amr Ibni As( Allah kendisinden ebediyyen razi olsun), vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir,</p>
<p>-&#8217;Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.</p>
<p>&#8216;İNSANLIK ÖLDÜ &#8216;dedirtmemek için kabul ettim&#8217; der. Sıra gençlere gelir, derler ki :</p>
<p>-&#8217;Biz bu davadan vazgeçiyoruz.&#8217;</p>
<p>Bu sözün üzerine Hz Ömer :</p>
<p>-&#8217;Ne oldu, biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?&#8217;der.</p>
<p>Gençlerin cevabı da<br />
-&#8217;MERHAMETLİ İNSAN KALMADI&#8217; DEMEYESİNİZ DİYE &#8230;</p>
Posted in Ders, Dini  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/423/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/423/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/423/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=423&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/merhametli-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tarihteki Müslüman Bilimadamları</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/tarihteki-musluman-bilimadamlari/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/tarihteki-musluman-bilimadamlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 09:27:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/tarihteki-musluman-bilimadamlari/</guid>
		<description><![CDATA[Tarihin tozlu raflarinda kalmis gun yuzune cikmamis bircok fikir ve icadin insanlik tarafindan bilinmediginden yola cikan Prof. Dr. Salim El-Hassani, akademik olarak gerceklestirdigi uzun calismalarin ardindan, 1001 Bulus projesini hayata gecirdi.
&#160;
Proje, Batinin &#8216;karanlik caglar&#8217; olarak niteledigi ortacagda bilim ve teknolojinin olmadigina dair yanlis bir yargidan hareketle olusturuldu. Bu dusunceyi ortadan kaldirmak, Muslumanlarin bilim ve teknolojiye [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=421&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Tarihin tozlu raflarinda kalmis gun yuzune cikmamis bircok fikir ve icadin insanlik tarafindan bilinmediginden yola cikan Prof. Dr. Salim El-Hassani, akademik olarak gerceklestirdigi uzun calismalarin ardindan, 1001 Bulus projesini hayata gecirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Proje, Batinin &#8216;karanlik caglar&#8217; olarak niteledigi ortacagda bilim ve teknolojinin olmadigina dair yanlis bir yargidan hareketle olusturuldu. Bu dusunceyi ortadan kaldirmak, Muslumanlarin bilim ve teknolojiye nasil katkida bulunduklarini anlatmak icin, Muslumanlarin yaptigi icatlar bir araya getirildi. Bu icatlarin ornekleri, hikayeleri 2007 yilinda Ingiltere&#8217;de Glasgow Bilim Merkezinde sergilendi. &#8216;Musluman Mirasini Kesfet&#8217; ismi verilen sergide binlerce eser yer aldi. Sergi butun dunyanin ilgisini cekti ve medyada yer aldi. The Guardian, genis yer ayirdigi bu sergi icin &#8216;Islam uygarliginin Bati dunyasina yaptigi buyuk tarihsel katkilar artik gormezden gelinemez.&#8217; yorumunu yapti. 1001 Bulus projesi, ozellikle astronomi alaninda Muslumanlarin dunya bilim hayatina cok onemli katkilari gozler onune seriyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>9. yuzyilda yasamis olan El Battani&#8217;nin Kopernike yol gosterdigi, trigonometrinin ilk mimarlarindan oldugu ifade ediliyor. Yine 9. yuzyilda yasamis olan Cabir Ibni Hayyan&#8217;in kimya biliminin kurucularindan oldugu ve kendine ait bir laboratuarda yaptigi kimyasal calismalar ve deneyler gozler onune seriliyor. 10. yuzyilda yasamis olan Gokbilimci Abdurrahman El Sufi, galaksimizin disinda bir galaksi oldugunu ilk kesfeden kisi olarak anlatiliyor. 12. yuzyilda yasamis cografyaci El-Idrisi&#8217;nin 70 haritayi iceren &#8216;The Book of Roger&#8217; diye bilinen atlasi insanliga hediye ettiginden bahsediliyor. Bunlara benzer pek cok icat 1001 icat projesiyle dunyaya tanitiliyor. Proje, uc binden fazla akademik yayinin taranmasi, bunlardan belgelerin ve resimlerin secilmesiyle olusturulmus.<span id="more-421"></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>1001 Icat belgesel oldu</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Prof. Dr. Salim El Hassani&#8217;nin baskanligini yaptigi Bilim Teknoloji ve Medeniyet Vakfi cesitli ulkelerden bircok akademisyenin katilimiyla hazirladigi 1001 Invention (1001 Icat) kitabi icerigi ve tum detaylariyla Hilal Tv ekranlarinda bir belgesel formatinda da Turk izleyiciyle bulusuyor. Muslumanlarin tarih boyunca basta egitim, sehir, tip, ticaret, astronomi, cografya olmak uzere gunumuzdeki bilim ve teknolojinin alt yapisini olusturan birbirinden ilginc icatlari ve parlak fikirleri gerceklestirenler bu program ile meraklisina sunuluyor. Bir cok universiteden akademisyenin, konuya dair arastirmalari, belgeleri ve yorumlari ile katildigi 1001 Icat belgeseli, her birinde farkli bir alanin ele alindigi yedi bolum halinde hazirlanmis. Fatih Universitesi Ogretim Uyelerinden Yrd. Doc. Dr. Ebubekir Ceylan ve Doc. Dr. Salim Ayduz tarafindan hazirlanan belgesel Hilal Tvde Pazar gunleri saat 17:00, sali gunu de 17:30 da yayinlaniyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bazi Musluman mucitler ve icatlari</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ibni Yunus:</strong> (?-1009) Galileden once sarkaci buldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ibnunnefis:</strong> (1210-1288) Kucuk kan dolasimini bulan unlu Islam alimi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ibrahim Efendi:</strong> (18.yuzyil) Osmanlilarda ilk denizaltiyi yapan muhendis.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aksemseddin:</strong> (1389-1459) Pasteurden cok cok once mikrobu bulan ilk bilim adami.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ammar:</strong> (11.yuzyil) Ilk katarak ameliyatini kendine has bicimde yapan bilim adami.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Battani:</strong> (858-929) Dunyanin en meshur 20 astronomundan biri, trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinus tabirlerini kullanan ilk bilgin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cabir Bin Eflah:</strong> (12. yuzyil) Cubuklu gunes saatini bulan bilim adami.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cahiz:</strong> (776-869) Zooloji ilminin onculerinden. Hayvan gubresinden amonyak elde etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cezeri:</strong> (1136-1206) Ilk sistem muhendisi, sibernetikci, elektronikci ve bilgisayarin babasi; oysa bilgisayarin babasi yanlis olarak Ingiliz matematikci Charles Babbage olarak bilinir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Demiri: </strong>(1349-1405) Ilk zooloji ansiklopedisini yazan alim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ebu&#8217;l Vefa:</strong> (940-998) Matematik ve Astronomi bilginidir, trigonometriye; tanjant, kotanjant, sekant ve kosekanti kazandiran matematik bilginidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ebu Maser:</strong> (785 &#8211; 886) Med-Cezir olayini (gel-git) ilk kesfeden bilgin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Giyasuddin Cemsid:</strong> (?-1429) Ondalik kesir sistemini bulan Cemsid ayni zamanda cebir ve astronomi alimi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Harizmi:</strong> (780 &#8211; 850 ) Ilk cebir kitabini yazan ve batiya cebiri ogreten kisidir. Adi algoritmaya isim olurken, rakamlari Avrupaya ogreten kisi olarak taninir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ibni Cessar:</strong> (?- 1009) Cuzzam hastaliginin sebeb ve tedavilerini 900 sene once aciklayan Musluman tabip.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ibni Fazil: </strong>(73 -805) 12 asir once ilk kagit fabrikasini kuran vezir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ibni Havkal:</strong> (10. yuzyil) 10 asir once ilmi degeri yuksek bir cografya kitabi yazan alim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ibni Karaka:</strong> (?- 1100) Dokuz yuz yil once torna tezgahi yapan bilgin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Istahri:</strong> (10. yuzyil) Minyaturlu cografya kitabi yazan bilgin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kadizade Rumi:</strong> (1337-1430) Osmanlinin ve Turklerin ilk astronomudur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kazvini:</strong> (1203-1283) Astronom ve cografyaci bilgin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Vesim:</strong> (?- 1761) Verem mikrobunu Robert Kochdan 150 sene once kesfeden unlu doktor.</p>
Posted in Dini, Güncel, Sanat Tarihi  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/421/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/421/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/421/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=421&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/tarihteki-musluman-bilimadamlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çiftçinin Hikayesi</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/ciftcinin-hikayesi/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/ciftcinin-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 09:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/ciftcinin-hikayesi/</guid>
		<description><![CDATA[Altlarında, nuri conker&#8217;in bir arkadaşının arabası vardı. Eylül sonu akşamı sonbaharın tadını çıkararak, çekmece&#8217;ye doğru gidiyorlardı.
birden atatürk&#8217;ün gözleri akşam güneşi altında çift süren bir köylüye takıldı. yaşlı bir adamdı bu. sapanının sapına iyice yapışmış, toprakları yavaş yavaş deviriyordu. fakat çiftin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardı. eşit güçlerle çekilmediği için sapan yalpa yapıyordu.
atatürk şoföre [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=420&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Altlarında, nuri conker&#8217;in bir arkadaşının arabası vardı. Eylül sonu akşamı sonbaharın tadını çıkararak, çekmece&#8217;ye doğru gidiyorlardı.</p>
<p>birden atatürk&#8217;ün gözleri akşam güneşi altında çift süren bir köylüye takıldı. yaşlı bir adamdı bu. sapanının sapına iyice yapışmış, toprakları yavaş yavaş deviriyordu. fakat çiftin bir yanında öküz, bir yanında merkep vardı. eşit güçlerle çekilmediği için sapan yalpa yapıyordu.</p>
<p>atatürk şoföre durmasını söyledi.</p>
<p>indiler. köylüye seslendi:</p>
<p>&#8220;kolay gelsin ağa!..&#8221;</p>
<p>köylü bu sese başını çevirmeden karşılık verdi:</p>
<p>&#8220;kolay gelsin&#8221;</p>
<p>&#8220;işler nasıl ağa? bu yıl mahsülden yüzünüz güldü mü?&#8221;</p>
<p>köylü isteksiz konuştu:</p>
<p>&#8220;tanrı&#8217;nın gücüne gitmesin bey, bu yıl yufkaydı mahsül. kabahatin acığı bizde, acığı yukarda! biz geç davrandık, yukarısı da rahmeti esirgedi.&#8221;</p>
<p>&#8220;bakıyorum, sapanın bir yanında öküz, bir yanında merkep koşulu. öküzün yok mu senin?&#8221;</p>
<p>&#8220;var olmasına vardı ya, hıdrellezde vergi memurları sattılar.&#8221;</p>
<p>&#8220;hiç vergi memurları köylünün üretim aracını satar mı? olmaz böyle şey! muhtara şikayet etseydin&#8230;&#8221;</p>
<p>köylü güldü:<br />
<span id="more-420"></span><br />
&#8220;muhtar başında deel miydi memurun, a bey?&#8221;</p>
<p>atatürk dudaklarını dişleri arasında ezerek konuştu:</p>
<p>&#8220;kaymakama gitseydin.&#8221;</p>
<p>köylü iyice güldü.</p>
<p>&#8220;sen de benle gönül mü eyleyon beyim?&#8221; dedi.</p>
<p>atatürk konuşmayı sürdürdü.</p>
<p>&#8220;e peki, istanbul şuracıkta geleydin valiye anlataydın derdini&#8230; onun işi bu değil mi?&#8221;</p>
<p>köylü atatürk&#8217;ün saflığına inanmış iyiden iyiye gülüyordu. konuşmanın tadını çıkardığı için keyiflenmişti de biraz.</p>
<p>kestirip attı:</p>
<p>&#8220;bırak şu sağarı allasen, biz onun buralardan gelip geçtiğini çok gördük. yakasına yapışsak acep derdimizi duyurabilir miyiz?&#8221;</p>
<p>atatürk sordu:</p>
<p>&#8220;adın ne senin ağa?&#8221;</p>
<p>&#8220;halil&#8230; köylük yerde sorsan, halil ağa derler&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;demek varlıklısın?.. ağa dediklerine göre.&#8221;</p>
<p>&#8220;acık çiftimiz- çubuğumuz varken adımız ağa&#8217;ya çıkmış.&#8221;</p>
<p>&#8220;peki halil ağa, bu senin işin beni bayağı meraklandırdı. benim bildiğime göre, bir çiftçinin üretim aracı elinden alınmaz. sen aldılar diyorsun. hadi kaymakam şöyle, vali öyle diyelim; e peki bir başvekil ismet paşa var bilir misin?&#8221;</p>
<p>&#8220;bilmez olur muyum, beyim?&#8221;</p>
<p>&#8220;tamam öyleyse, hemen her hafta istanbul&#8217;a geliyor. florya köşkü&#8217;ne iniyor. köşk de şuracıkta. bir gün kapıda bekleseydin de derdini dökseydin ona&#8230; herhalde çaresini bulurdu.&#8221;</p>
<p>&#8220;sen benim konuşmamdan hoşlaştın, gönül eyliyorsun. ama bak şimci, tutalım gittim vardım, beni o kapıya koymazlar ya&#8230;tutalım ki kodular, koskoca ismet paşa&#8217;mızı göstertmezler ya. tut ki gösterdiler ya ona halimi nasıl yanacağım hele; o sağarın sağarı! heç işitmez beni&#8230;&#8221;</p>
<p>nuri conker, lafa karışmak istedi, atatürk bir hareketiyle onu durdurdu.</p>
<p>&#8220;e peki, bakalım bu dediğime ne bulacaksın!&#8221; dedi</p>
<p>&#8220;atatürk koca yaz şuracıkta oturup duruyordu. gitseydin, çıksaydın önüne, anlatsaydın halini. o da seni yüzüstü bırakacak değildi ya!..&#8221;</p>
<p>köylü iyice keyiflenmiş, gülüyordu.</p>
<p>&#8220;sen ne diyorsun bey?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;mustafa kemal paşa atatürk&#8217;ümüzün yüzünü görmek için peygamber gücü gerek&#8230; hem, tut ki gördük. yiyip içmekten, işinden gücünden başını kaldırıp bizim öküzün arkasından mı seyirecek?..&#8221;</p>
<p>halil ağa, sigarasının son nefesini ciğerlerine doldururken, atatürk&#8217;ten yeni aldığı sigarayı da kulağının arkasına yerleştiriyor, çiftinin başına gitmeye hazırlanıyordu. konuşacak bir şey de kalmamıştı. atatürk köylünün omuzuna elini koyarak, &#8220;senden hoşlandım halil ağa&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;bir gün köyüne de gelir, bir ayranını içerim. açık yürekli bir<br />
vatandaşsın. ama yine de sana söylüyorum, hakkını kimsede bırakma ara!..&#8221;</p>
<p>döndüler, arabaya bindiler. halil ağa, onları uğurladı.</p>
<p>&#8220;meraklanma beyim, evelallah heç kimse bizim hakkımıza el değdiremez. fakat bu, devlet baba&#8217;ya borçtur. ödenmesi gerek&#8230; otomobil hareket etti. atatürk&#8217;ün canı sıkılmıştı.</p>
<p>&#8220;bir uygun yerden dönelim, tadı kaçtı bu işin!..&#8221; dedi. dönüş yolunda atatürk konuşmuyor, sigara üstüne sigara yakıyordu. yüzünde ince bir keder vardı.</p>
<p>&#8220;yahu çocuk, şu halil ağa&#8217;nın vergi borcundan öküzünü satmışız, merkeple çift sürüyor, hala da &#8216;devlet baba&#8217; diyor. ne mübarek millet, bu millet!..&#8221;</p>
<p>köşke döndüklerinde atatürk yaverine emretti:</p>
<p>&#8220;şimdi&#8221; dedi: &#8220;istanbul&#8217;da ne kadar bakan, milletvekili varsa hepsini telefonla bulacaksın!..</p>
<p>bu akşam kendilerini yemeğe bekliyorum. ayrıca vali muhittin üstündağ ile ismet paşa&#8217;yı bul, onlara da haber ver.&#8221;</p>
<p>yaver odadan çıktı. atatürk, nuri conker&#8217;e döndü:</p>
<p>&#8220;şimdi sen de arabayla çıkıp o halil ağa&#8217;ya gideceksin. ona benim kim olduğumu söyleme. tüccar, zengin bir adam filan dersin. &#8217;seni sevdi, sana öküz alıverecek&#8217; diye bir şeyler söyle, kandır. kuşkulandırmadan al getir buraya.&#8221;</p>
<p>o akşam atatürk&#8217;ün sofrasında başbakan ismet inönü, bakanlar, milletvekilleri ve istanbul valisi muhittin üstündağ&#8217;dan oluşan yirmi beş konuk vardı.</p>
<p>atatürk, &#8220;bu akşam soframıza efendimiz gelecek&#8221; dedi. &#8220;kendisine nasıl davranacağınızı çok merak ediyorum.&#8221;</p>
<p>bir süre sonra içeri başyaver girdi ve atatürk&#8217;ün kulağına bir şeyler söyledi.</p>
<p>atatürk &#8220;buyursun!&#8221; dedi.</p>
<p>başyaver kapıyı açıp da halil ağa, gündüz konuştuğu beyin sofranın başında oturduğunu, yanı başında da ismet paşa&#8217;nın yer aldığını görünce, şaşkınlıktan dona kaldı. dizlerinin bağı çözülmüştü. atatürk onu görünce ayağa kalktı. arkasından tüm konukları da ayağa kalktılar. atatürk son konuğunu, &#8220;hoş geldin halil ağa&#8221; diye karşıladıktan sonra kendisini sofradaki konuklarına tanıttı:</p>
<p>&#8220;işte beklediğimiz, efendimiz&#8221; dedi.</p>
<p>nuri conker, halil ağa&#8217;yı atatürk&#8217;ün sağ başına oturttu, kendisi de yanındaki sandalyeye geçti. atatürk, sofradakilere, o gün köşkten conker&#8217;le birlikte nasıl kaçtığını, halil ağa&#8217;yı, bir yanında öküz, bir yanında merkeple çift sürerken nasıl gördüğünü, sigara yakmak bahanesiyle nasıl kendisi ile konuştuğunu ayrıntılı bir şekilde anlattıktan sonra şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;şimdi gerisini halil ağa ile birlikte yanınızda tekrarlayacağız. ben sorduklarımı baştan soracağım halil ağa da orada bana söylediklerini olduğu gibi tekrarlayacak.&#8221;</p>
<p>halil ağa&#8217;ya döndü:</p>
<p>&#8220;bak beri, halil ağa&#8221; dedi. &#8220;sen bu akşam benim baş misafirimsin. senin açık sözlülüğünü pek çok beğendiğimi bugün söyledim. konuşmamızdan sonra sana hiçbir zarar gelmeyecek. öküzünü de alacağım. ama şimdi ben tarlada sorduklarımı baştan soracağım, sen de orada söylediklerini aynen tekrarlayacaksın. işte soruyorum:</p>
<p>&#8216;bakıyorum sapanın bir yanında öküz, bir yanında merkep koşulu. öküzün yok mu senin?&#8221;</p>
<p>halil ağa dudakları titreyerek atatürk&#8217;ün ayağına kapanacak oldu. atatürk önledi:</p>
<p>&#8220;yoo, bak böyle şey istemem. soruyorum cevap ver.&#8221;</p>
<p>soru &#8211; cevap valiye kadar aynen tekrarlandı. sofradakiler, soluk almadan konuşmayı izliyorlardı. ürkütücü sorulara gelmişti sıra. atatürk sordu:</p>
<p>&#8220;peki istanbul şuracıkta, gideydin valiye, anlataydın derdini, onun işi bu değil mi?&#8221;</p>
<p>vali muhittin üstündağ, hali ağa&#8217;nın ancak iki metre ötesinden kendisine bakıyordu. nasıl desin? ter basmıştı iyice, işi savuşturmanın yoluna kaçtı:</p>
<p>&#8220;vali paşamızı biz görüp dururuz buralarda. eteğine düşsek derdimizi duyurabilir miyiz ki&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;olmadı bu, halil ağa&#8230; bana dediğin gibi, dosdoğru&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;böyle demedik mi beyim?..&#8221;</p>
<p>&#8220;ya, ben mi yanlış anladım?.. dur soralım bakalım nuri&#8217;ye. nuri,böyle mi dedi bize halil ağa?&#8221;</p>
<p>nuri conker karşılık verdi. &#8220;hayır paşam!..&#8221;</p>
<p>&#8220;gördün mü?.. demek aklında yanlış kalmış. hani bir şey dediydin sen, vali neden duymazmış?.. aynen bana söylediğin gibi söyle.&#8221;</p>
<p>halil ağa kekeleyerek konuştu:</p>
<p>&#8220;köylük yerinde bizim dilimiz sağar demeye alışmıştır, paşam&#8221; dedi. &#8220;kusura kalma gayri&#8230;&#8221;</p>
<p>atatürk gülmeye başladı:</p>
<p>&#8220;diplomatsın ki, yaman diplomatsın, halil ağa&#8230; ama şimdi diplomatlık sırası değil, doğruyu konuşacağız&#8230; söyle bana, orada dediğin gibi&#8230;&#8221;</p>
<p>halil ağa gözünü yumup, başını yere eğdi:</p>
<p>&#8220;şaşırmışım, ağzımdan yanlışlıkla &#8216;bırak bu sağarı&#8217; diye bir laf kaçırmışım&#8230;&#8221;</p>
<p>sofrada gülüşmeler başlamıştı.</p>
<p>&#8220;hadi buna da oldu diyelim. geçelim gerisine:</p>
<p>&#8220;e, peki bir başvekil ismet paşa var, bilir misin?&#8221;</p>
<p>halil ağa ismet paşa&#8217;nın yüzüne baktı ve gözlerini yere indirdi:</p>
<p>&#8220;şanlı ismet paşamız bilinmez olur mu hiç? o bugüne bugün&#8230;&#8221;</p>
<p>atatürk halil ağa&#8217;yı durdurdu.</p>
<p>&#8220;bırak şimdi övgüleri&#8221; dedi. &#8220;ben lafın gerisini getireyim:</p>
<p>tamam öyleyse, hemen her hafta istanbul&#8217;a geliyor, florya köşkü&#8217;ne iniyor, köşk de şuracıkta. bir gün kapıda bekleseydin de derdini dökseydin ona. herhalde<br />
bir çaresini bulurdu.&#8221;</p>
<p>halil ağa yine kaçamak yanıt verdi:</p>
<p>&#8220;kapıya koymazlar ya bizi, koysalar da şanlı paşamıza öküzümüzü mü yanacağız!..&#8221;</p>
<p>atatürk&#8217;ün sesi iyice sertleşti:</p>
<p>&#8220;beni uğraştırma, halil ağa&#8221; dedi. &#8220;erkek adam sözünü yalamaz. ne dediysen, tıpkısını tekrarlayacaksın!..&#8221;</p>
<p>halil ağa ürktü, toparlandı. başını yine yere gömüp konuştu:</p>
<p>&#8220;şanlı paşamıza da sağar dedikti ya&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;yalnız sağar değil, &#8217;sağarın sağarı&#8217; değil miydi?&#8221;</p>
<p>halil ağa yere eğik başını acıyla salladı:</p>
<p>&#8220;öyle dedikti paşam, doğrusun!..&#8221; diyebildi.</p>
<p>atatürk, ismet paşa konusunda daha fazla ısrar etmedi, sözü kendine getirdi.</p>
<p>&#8220;son soruyu sorayım şimdi&#8221; dedi. &#8220;bunun da karşılığını ver, öküzünü al git.&#8221;</p>
<p>&#8220;koca yaz şuracıkta atatürk oturmuyor mu? gitseydin, çıksaydın önüne, anlatsaydın halini. o da seni yüzüstü bırakacak değildi ya?&#8221;</p>
<p>&#8220;hiç bırakır mı aslan paşam benim!.. erip erişir de tarlama dek gelir, halimi dinler.&#8221;</p>
<p>&#8220;bırak bunları halil ağa, dediğini tekrarla.&#8221; halil ağa birden diklendi.</p>
<p>her şeyi göze almış insanların yiğitliği içinde doğruldu. atatürk&#8217;ün gözlerinin içlerine bakarak konuştu.</p>
<p>&#8220;işte bunu demem paşam&#8221; dedi. &#8220;ağzıma ataş doldur, işte bunu demem!&#8221;</p>
<p>atatürk gülmeye başladı:</p>
<p>&#8220;zorlatacak bizi bu halil ağa, laf anlamıyor.&#8221; dedi. &#8220;mustafa kemal paşa atatürk&#8217;ümüzün yüzünü görmek için, peygamber gücü gerek demiştin, yanılmıyorsam. &#8216;görsem de, işinden gücünden, yiyip içmekten başını kaldıracak da bizim öküzün arkasından mı seğirtecek&#8217; demiştin.&#8221; halil ağa&#8217;nın gözlerinden yaşlar inmeye başladı. taş kesilmiş, duruyordu. atatürk konuşmasını içtenlikle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;&#8216;atatürk de işi içkiye vurmuş, sarhoşun biri&#8217; demeye getirdin ya fazla üstelemeyeyim&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;şimdi bak beni dinle, halil ağa&#8230; seni şu kadar üzmemin sebebi, şunu anlatmak içindi: şu gördüğün altı bay hükümet&#8230; yani, biri başbakan, ötekiler de bakan! memlekete göz kulak olacak, işleri evirip çevirecekler diye bu makama getirilmişler. bir kanun gerekti mi, bu baylar hemen<br />
sıvanırlar, isviçre&#8217;den mi olur, italya&#8217;dan mı olur, fransa&#8217;dan mı, velhasıl neredense, bir kanun buluştururlar, türkçe&#8217;ye çevirtirler, sonra basıp imzayı gönderirler büyük millet meclisi&#8217;ne&#8230; bu millet meclisi dediğim, şu altı baştan senin yanına kadar olan beyler. kanun bunlara gelir. bunlar da &#8216;hükümet elbette incelemiş, gerekeni düşünmüştür, benim ayrıca zorlanmama gerek yok&#8217; derler ve kaldırırlar parmaklarını, olur sana bir kanun!.. ama sonra bir vergi memuru gelir, vergi borcundan halil ağa&#8217;nın öküzünü çeker, satar&#8230; halil ağa da tarlasını bir yanda merkep, bir yanda öküz, ırgalana ırgalana sürmeye çalışır. ama üretim düşermiş, ekim zorlaşırmış, kimin umurunda&#8230; sonra ben bunları görürüm, içim kan ağlar, işitirim, tasalanırım! e, hakça söyle bakalım şimdi halil ağa&#8230; sen benim yerimde olsan, efkar dağıtmak için, bunları bu beylerle konuşmak için<br />
içmez misin? ama sonra da halil ağa tutar, sana &#8217;sarhoş&#8217; der&#8230;&#8221;</p>
<p>halil ağa&#8217;nın dili çözülmüştü:</p>
<p>&#8220;öyle diyen yok haşa!.. dinden çıkmak gibidir&#8230; buldun mu bunu, hacısı da içer, hocası da içer&#8230;&#8221;</p>
<p>atatürk sordu:</p>
<p>&#8220;peki sen de içer misin?&#8221;</p>
<p>&#8220;hiç bulunur da içilmez olur mu, paşam?.. içeriz ki, tıpkı şerbet gibi!..&#8221;</p>
<p>atatürk hizmet edenlere işaret etti, kadehleri doldurttu. kendi kadehini halil ağa&#8217;ya uzattı:</p>
<p>&#8220;hadi bakalım halil ağa&#8221; dedi. &#8220;sağlığına içelim.&#8221;</p>
<p>halil ağa, &#8220;koca allah, benim ömrümden de sana pay düşürsün paşam, sağlık düşürsün&#8221; dedikten sonra halil ağa, edeple başını kenara çevirdi, eline verilen kadehi bir yudumda boşaltıverdi. yüzü kızarmış, gözleri parlıyordu. ellerini dizlerinin üzerine koyarak atatürk&#8217;e döndü:</p>
<p>&#8220;yunan&#8217;ı denize döktün paşam, bayrağımızı başucumuza diktin. benim gibi bir köylü parçasını sofrana alıp içirdin, sana duaya bilem dilim dönmez ki&#8230; nideyim ben şimdi? bırak ki oh paşam, ayağını öpem&#8230;&#8221;</p>
<p>halil ağa atatürk&#8217;ün ayağını öpmek için davranınca, atatürk onu sıkıca tuttu ve bu hareketi yapmasını önledi. halil ağa bu kez, atatürk&#8217;ün ellerine sarıldı, ellerini öpmeye başladı: &#8220;bayrağımız gibi sen de başımızdan eksik olma inşallah! sana her kim düşman ise, onun yeri senin ayağının altı olsun!.. gayri bana izin, koca paşam!..&#8221;</p>
<p>&#8220;yemek yemedin!..&#8221;</p>
<p>&#8220;yemek kolay&#8230; meraklanır çocuklar, ben köyüme döneyim.&#8221;</p>
<p>atatürk nuri conker&#8217;e işaret etti.</p>
<p>conker kalkıp halil ağa&#8217;nın yanına geldi, kalktı halil ağa, önce atatürk&#8217;ü, sonra sofradakileri selamlayıp kapıya doğru edeple geri geri çekildi. kapı kapandığı zaman atatürk sofradaki öteki konuklarına döndü:</p>
<p>&#8220;efendimizin halini gördünüz mü beyler?&#8221; dedi. &#8220;devlet size böyle davransa, siz ne yaparsınız? mübarek millet bu, adam millet bu&#8230; şimdi bu adam milletin karşısında &#8216;adam olmak,&#8217; bize düşüyor!..&#8221;</p>
<p>sofrada kesin bir sessizlik vardı. kimse gözlerini atatürk&#8217;ten<br />
ayıramıyordu:</p>
<p>&#8220;halil ağa&#8217;nın öküzünü satıp, üretimini aksatan kanunu ya biz yaptık ya da bizim yaptığımız kanun yanlış yorumlanarak halil ağa&#8217;nın öküzünü satıyor. ikisi de bence birbirinden farksız&#8230; böyle bir kanun yaptıksa, memleket çıkarlarına aykırıdır. nasıl yaparız, nasıl yapmışız bunu? eğer yaptığımız kanun doğru da, yorumlaması yanlış oluyorsa, o zaman sormak lazım. hükümet nasıl bir yönetim içindedir? sonra unutmayın ki, olay istanbul&#8217;da geçiyor. bunun van&#8217;ı var, bitlis&#8217;i var, kıyı bucak ilçesi var; acaba oralarda neler oluyor? bu çark iyi dönmüyor beyefendiler!..&#8221;</p>
<p>yazar &amp; kaynak: ismet bozdağ &#8221; atatürk&#8217;ün sofrası &#8220;</p>
<p>Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir : biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik : çünkü topraklarımız çoktur, iyi asker yetiştirdik : Çünkü o topraklara kasteden düşmanlar fazladır. O toprakları sürenler, o toprakları koruyanlar hep sizlersiniz… »</p>
Posted in Atatürk, Devlet  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/420/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/420/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/420/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=420&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/ciftcinin-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hediye</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/hediye/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/hediye/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 09:07:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/hediye/</guid>
		<description><![CDATA[Genç kızın bütün parası bir avuç bozukluktan ibaretti. Bu kadarını da bakkaldan, kasaptan, manavdan yaptığı alışverişler esnasında zor bela bir kenara atabilmişti. Parasını bir kere daha saydı, bir kere daha, bir kere daha&#8230; Ertesi gün yılbaşı idi. Bu yüzden, genç kız için yatağına atılıp ağlamaktan başka yapılacak iş yoktu.
Ağlamasını keserek elindeki mendil ile gözlerini sildi. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=417&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="aligncenter size-medium wp-image-416" title="kemalettinbagci_saat" src="http://tarihikayeler.files.wordpress.com/2009/11/kemalettinbagci_saat.jpg?w=225&#038;h=300" alt="kemalettinbagci_saat" width="225" height="300" />Genç kızın bütün parası bir avuç bozukluktan ibaretti. Bu kadarını da bakkaldan, kasaptan, manavdan yaptığı alışverişler esnasında zor bela bir kenara atabilmişti. Parasını bir kere daha saydı, bir kere daha, bir kere daha&#8230; Ertesi gün yılbaşı idi. Bu yüzden, genç kız için yatağına atılıp ağlamaktan başka yapılacak iş yoktu.</p>
<p>Ağlamasını keserek elindeki mendil ile gözlerini sildi. Pencereye yaklaşarak, parmaklık üzerinde dolaşan gri kediye mahzun mahzun baktı. Zihni hep meşguldü. Elindeki bu azıcık parayla yılbaşı için nişanlısına ne gibi bir hediye alabilirdi ki? Halbuki ona kıymetli bir hediye almak hayaliyle ne mutlu saatler geçirmişti.</p>
<p>Sonra, birdenbire pencerenin önünden ayrılarak aynanın karşısında durdu. Gözleri parlıyordu, fakat birden yüzündeki renk uçtu. Uzun saçlarını hızla çözerek, beline kadar salıverdi. Saçları gerçekten çok güzeldi. Zaten hayatta imrenebilecek başka da birşeyi olmadığını düşünüyordu.</p>
<p>Bir süre aynanın karşısında saçlarını seyreden genç kız, gözleri pırıl pırıl yanarak kapıyı açtı ve koşa koşa merdivenlerden inerek sokağa fırladı.</p>
<p>Takma saç yapan bayan kuaförünün önünde durdu. Birdenbire kendini içerde buldu. Kadına:<span id="more-417"></span></p>
<p>&#8220;Saçlarımı satın almak ister misiniz?&#8221; diye sordu.</p>
<p>&#8220;Şapkanızı çıkarın da bir bakayım.&#8221;</p>
<p>Kuaför saçları elleriyle yokladıktan sonra:</p>
<p>&#8220;Yirmi dolar eder&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Çabuk parayı verin, kabul ediyorum.&#8221;</p>
<p>Genç kız, nişanlısına uygun, aynı zamanda hesaplı bir hediye buluncaya kadar birçok mağaza dolaştı. Sonunda dükkanın birinde ona lâyık hediyeyi bulabildi. Bu, gayet zarif şekilde işlenmiş gümüş bir saat zinciri idi.</p>
<p>Genç kızın nişanlısı da fakir biriydi. Fakir gencin hayatta sahip olduğu tek kıymetli şey, dedesinden kalma eski bir saatti. Ama onun da zinciri uzun zaman önce koptuğu için, saat her zaman cebinde dururdu.</p>
<p>Genç kız eve döndüğünde bir an için aptallık yaptığını düşündü. Ya nişanlısı yaptığını beğenmez, onu bu haliyle çirkin bulursa?</p>
<p>Saat yedide herşey hazırdı. Yemek de ocağın üstünde ısınmaktaydı. Nişanlısı hiç geç kalmazdı. Nitekim uzaktan ayak sesleri duyuldu. Zavallı kızın rengi bembeyaz olmuştu.</p>
<p>&#8220;Allahım! Jim beni bu halimle de güzel bulsun&#8221; diye dua etmekteydi.</p>
<p>Kapı açıldı. Nişanlısı içeri girdi. Zayıf fakat gösterişli bir erkekti Jim. Zavallı çocuk henüz yirmiiki yaşında olmasına rağmen geçinme derdi bütün ağırlığıyla omuzlarına çökmüştü. Yeni bir paltoya ihtiyacı vardı. Eldivenleri de yoktu&#8230; Eşikte durmuş, hayretten faltaşı gibi açılmış gözlerle nişanlısına bakıyordu.</p>
<p>Genç kız endişe ile:</p>
<p>&#8220;Bana öyle kötü bakma&#8221; diye bağırdı. &#8220;Saçlarımı kestirtim, onları sattım, çünkü yılbaşı için sana bir hediye almak istiyordum. Fakat üzülme, saçlarım o kadar çabuk uzuyor ki. Hem bir görsen, sana ne güzel bir hediye aldım.</p>
<p>Delikanlı yutkunarak:</p>
<p>&#8220;Saçlarını mı kestirttin?&#8221; diye tekrarladı.</p>
<p>&#8220;Evet, kestirttim ve sattım. Sana hediye almak için.&#8221;</p>
<p>Gözleri buğulanan delikanlı, cebinden bir paket çıkardı.</p>
<p>&#8220;Saçını kestirmenin veya başka birşeyin sana olan sevgimi azaltacağını düşünme&#8221; dedi. &#8220;Ama şu paketi açınca niye bu kadar şaşkına döndüğümü anlayacaksın.&#8221;</p>
<p>Beyaz parmaklar heyecanla paketin ipini çözdü. Paket açıldığı zaman ilk sevinç feryadı az sonra ümitsiz gözyaşlarına döndü. Çünkü pakette, harikulâde bir fildişi saç tarağı vardı. Genç kız, bunu bir mağazanın vitrininde uzun zamandan beri seyretmiş ve hep böyle bir tarağı olsun istemişti. Şimdi, tarağı göğsünün üzerinde sıkarak şaşkın ve zavallı bir halde şu sözleri tekrarlıyordu:</p>
<p>&#8220;Jim, merak etme, saçlarım o kadar çabuk uzar ki&#8230;&#8221;</p>
<p>Sonra, birden sıçradı. Aldığı hediyeyi masanın üzerinden alıp heyecanla nişanlısına uzattı.</p>
<p>&#8220;Ne güzel değil mi? Saatini çıkar da bak. Bu zincir ona ne güzel yakışacak.&#8221;</p>
<p>Delikanlı ümitsizlikle cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Sevgilim, şimdilik bunu bir kenara bırakalım. Çünkü sana bu tarağı alabilmek için saatimi sattım.&#8221;</p>
Posted in Masal  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/417/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/417/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/417/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/417/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/417/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/417/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/417/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/417/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/417/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/417/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=417&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/hediye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihikayeler.files.wordpress.com/2009/11/kemalettinbagci_saat.jpg?w=225" medium="image">
			<media:title type="html">kemalettinbagci_saat</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Affetmek</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/affetmek/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/affetmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 08:58:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/affetmek/</guid>
		<description><![CDATA[Affetmek Bir Seçimdir&#8230;  Nefreti aşmanın tek yolu var: Affetmek. Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz.  Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller. Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir.  Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı. Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır.  [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=415&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:justify;">Affetmek Bir Seçimdir&#8230;  Nefreti aşmanın tek yolu var: Affetmek. Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz.  Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller. Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir.  Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı. Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır.  Affetmek insanı derinleştirir. Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir.  Çünkü affetmek bir seçimdir. Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir. Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür. Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur.  Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.  Affetmek bir seçimdir.  Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir. Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır.  O acılar sizin acılarınız. Affetmek kolay değildir.  Fakat özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır. Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrolü altında tutmasına son vermek demektir.  Affetmek, o kişiyi sevmek değil. Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil. Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil. Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil. Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil. Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil. Affetmek, o kişiyi hakli bulmak değil. Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.   Affetmek kırgınlığın, kızgınlığın, nefretin hapishanesinden özgürlüğe çıkmaktır. Affetmek artık acıyı hissetmemektir. Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir. &#8220;Duygusal unutma&#8221; affetmenin diğer adıdır.  HADİS-İ ŞERİF  : AFFEDİN Kİ ALLAH DA SİZİ AFFETSİN VE ŞEREFİNİZİ YÜKSELTSİN&#8230;  (SAS)</p>
Posted in Ders, Dini  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/415/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/415/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/415/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/415/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/415/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/415/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/415/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/415/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/415/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/415/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=415&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/11/07/affetmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Lokman Hekim Diyor ki!</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/lokman-hekim-diyor-ki/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/lokman-hekim-diyor-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 11:01:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[
Posted in Dini       <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=409&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><img class="aligncenter size-full wp-image-412" title="mehmetersin_Lokman_Hekim" src="http://tarihikayeler.files.wordpress.com/2009/10/mehmetersin_lokman_hekim2.jpg?w=500&#038;h=718" alt="mehmetersin_Lokman_Hekim" width="500" height="718" /></p>
Posted in Dini  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/409/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/409/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/409/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/409/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/409/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/409/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/409/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/409/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/409/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/409/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=409&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/lokman-hekim-diyor-ki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://tarihikayeler.files.wordpress.com/2009/10/mehmetersin_lokman_hekim2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mehmetersin_Lokman_Hekim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Anzak Ordusu&#8217;nun Türk Ordusu Hakkında ki Görüşleri</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/anzak-ordusunun-turk-ordusu-hakkinda-ki-gorusleri/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/anzak-ordusunun-turk-ordusu-hakkinda-ki-gorusleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 10:52:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/?p=407</guid>
		<description><![CDATA[ANZAK ORDUSU&#8217;NUN
TÜRK ORDUSU HAKKINDA Kİ GÖRÜŞLERİ
* Biz Çanakkale Yarımadası&#8217;ndan Türklerle savaşarak ve binlerce insanımızı kaybederek, kahraman Türk Milleti&#8217;ne ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyalılar Mehmetçiği kendi evlâtları gibi sever, onun mertliği, vatan ve insan sevgisi, siperlerdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti, bütün Anzakları hayran bırakan yurt sevgisi, insanlığın örnek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=407&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>ANZAK ORDUSU&#8217;NUN<br />
TÜRK ORDUSU HAKKINDA Kİ GÖRÜŞLERİ</p>
<p>* Biz Çanakkale Yarımadası&#8217;ndan Türklerle savaşarak ve binlerce insanımızı kaybederek, kahraman Türk Milleti&#8217;ne ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyalılar Mehmetçiği kendi evlâtları gibi sever, onun mertliği, vatan ve insan sevgisi, siperlerdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti, bütün Anzakları hayran bırakan yurt sevgisi, insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir. Mehmetçiğe minnet ve saygılarımla.</p>
<p>( Lord Casey, Avustralya Genel Valisi, 1940 )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Cesur, girişken ve şakacıydılar. Jonny Türk&#8217;e ateş edip vuramadığımızda, tüfekle &#8220;ıskaladınız&#8221; işareti yapardı. Büyük lideriniz bize saygı ifade eden konuşmasından sonra duygu ve düşüncelerimiz değişti. O konuşma, yenen bir komutanın, yendiği düşmana yaptığı en büyük övgüdür. Nefret yok, saygı var. Olayın tümü bir trajedidir. Hiç olmaması gerekirdi. Cesur bir düşman ve sıcak dost bir ulusun anısını hep yaşatacağım.</p>
<p>( Avustralyalı 94 yaşında Albert Roy Kyle )</p>
<p>____________________________________<br />
<span id="more-407"></span><br />
* Gelibolu&#8217;dan önce Türk&#8217;ü fazla tanımıyorduk. Ama herşey bitip savaş sona erince &#8220;Jonny Türk&#8221;ün hiç de fena bir insan olmadığını düşündüm. Karşı karşıya olup çarpıştığımız kuvvetler her zaman uyanık ve tetikteydiler. Onlara saygı duyuyorduk.</p>
<p>( Yeni Zelandalı 100 yaşında Martin A. Brooke )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Türk askeri cesurdu. Ölmekten korkmuyorlardı.</p>
<p>( Avustralyalı 96 yaşında H. W. Smith )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Şunu söyleyebilirim ki, Kanlı Sırt Çarpışmaları, Çanakkale Savaşları&#8217;nın en şiddetli çarpışmalarındandı. 8.000 Türk ve 2.000 Avustralyalı öldü. Ne korkunç insan ve can kaybı. Türkler&#8217;in cesareti ve dirençleri saygı yarattı.</p>
<p>( Avustralyalı 97 yaşında Arthur T. Beezley )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Türkler dürüst savaşçıydılar. Türkler hakkındaki düşüncelerim değişmedi. Almanlara karşı duyduğumuz nefreti, onlara karşı durmuyorduk.</p>
<p>( Yeni Zelandalı Cedric Stpolyion Smith )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Türklere asker olarak saygı duyduk. Çünkü donanımca çok yetersiz olmalarına rağmen sıkı çarpışıyor ve iyi nişancılık yapıyorlardı. Gelibolu büyük ve korkunç bir hataydı.</p>
<p>( Avustralyalı 96 yaşında Ernest George Guest )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Ülkeme, Türk&#8217;e asker olarak savaş yeteneği için ve bir dereceye kadar da yaşam biçimlerine saygı duygularımla döndüm.</p>
<p>( Avustralyalı 94 yaşında Thomas William Epps )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Savaşın sonlarına doğru izlenimimiz, onların kolay yenilmeyen sıkı savaşçılar olduğu şeklindeydi.</p>
<p>( Yeni Zelandalı 96 yaşında Alfred Douglas Dusley )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Türkler iyi ve dürüst savaşçıydılar. Cephede şartlarımız kötü, su azdı. Herkese günlük bir litreden az su veriliyordu.</p>
<p>( Yeni Zelandalı 97 yaşında Arthur Barleet )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Savaş bitip ülkeme evime döndüğümde memnundum. Fransa&#8217;da iki buçuk yıl çarpıştıktan sonra Türkler hakkında daha iyi şeyler düşünür oldum.</p>
<p>( Avustralyalı 92 yaşında John Henry Norris )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Gelibolu&#8217;da kaldığım süre içinde Türkler&#8217;in herhangi bir çirkin ya da alçakça tutum ve eylemini işitmedim. Oysa daha sonra gittiğim Fransa&#8217;da deneyimlerim çok farklı oldu.</p>
<p>( Avustralyalı 97 yaşında C. J. Hazlitt )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* Türkler ve Türkiye hakkında hiçbir bilgim yoktu. Mısır&#8217;da 4 ay eğitim gördükten sonra, ilk çarpışmanın nerede olacağını bilmiyorduk. Hayır. Eğer tam ve içten cevabımı isterseniz söyleyeyim. Biz Çanakkale&#8217;ye Türklerle savaşmak için gittik, arkadaşlık yapmaya değil.</p>
<p>Türklerle çarpıştığımız sürece, onlar hakkında şahsi bir fikir edinemedim. Onları göremiyorduk bile.</p>
<p>Siperlerde üşüyor ve sadece tek bir şey yapmaya uğraşıyorduk: Sağ kalmak.</p>
<p>Onların dürüst, Almanlardan daha dürüst savaşçı olduklarını düşünüyorum. Ayrıca savaşa, istememelerine rağmen, Almanlar tarafından sokulduklarını düşünüyorum. Bunlar, bir zaman ki düşüncelerim. Şimdi herşey bitti&#8230;</p>
<p>Sadece (eski) Türk askerlerinden biriyle tanışmak isterdim. Türkler de aynı şeyi yapıyor, ülkelerini savunuyorlardı.&#8221;</p>
<p>( Russel John James Weir &#8211; Yeni Zelanda 1894 doğumlu )</p>
<p>___________________________________</p>
<p>* &#8221; Avustralya&#8217;yı terk ettiğimizde Türkiye&#8217;ye gideceğimizi bilmiyorduk. Gerçekte, Fransa&#8217;ya gideceğimizi düşünüyorduk. Ben işaretçi ve koşucu idim. Normal bir 24 saatlik yaşamımız vardı. Türklerle bizzat temasım olmadı. Türklerin dürüst savaşçılar olduklarını düşündüm. Esirlere de çok iyi bakıyorlardı. Gelibolu&#8217;da kaldığım süre içinde Türklerin herhangi bir çirkin ya da alçakça tutum ve eylemini işitmedim. Oysa daha sonra gittiğim Fransa&#8217;da deneyimlerim çok farklı oldu. Tüm harekâtın, iki taraftan da binlerce kaliteli genç insanın katliamı olduğunu bir sonuç vermediğini düşünüyordum. Savaş da zaten budur.&#8221;</p>
<p>( C.J.HAZLITT &#8211; Avustralyalı 1884 doğumlu. 28. Birlikden Gelibolu Yarımadasına Temmuz 1915&#8242;te çıkmış.)</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* &#8221; Onlar da bizim gibi ülkeleri için savaşıyorlardı. İyi ve dürüst savaşçılardı. Hayır. Çok dürüst çarpıştılar ve bizim gibi dürüst kuvvettiler. (Savaşta) Her iki taraftan da değerli insanlar kaybedildi.&#8221;</p>
<p>( E.W.BARTLETT &#8211; Avustralya, 1891 doğumlu. 11. Hafif Süvari Birliğinden. )</p>
<p>____________________________________</p>
<p>* &#8221; İyi dürüst ve cesur askerdiler. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Ne Türkiye, ne de Türkler hakkında bilgimiz yoktu. Türk askerleri cesurdu, ölmekten korkmuyorlardı. Sivil Türk ile temasımız olmadı. Askerler silah donanımı ve beslenme açısından yetersiz görünüyorlardı.</p>
<p>Türkiye&#8217;yi ve Türkleri de hiç tanımıyorduk. Çıkartıldığımızda bile askeri yöneticiler bize hiç bilgi vermemişlerdi. Hedefimiz, amacımız neydi onu bile tam bilmiyorduk.&#8221;</p>
<p>( J.J.RYAN &#8211; Avustralyalı, 1895 doğumlu )</p>
Posted in Çanakkale  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/407/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/407/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/407/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/407/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/407/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/407/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/407/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/407/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/407/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/407/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=407&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/anzak-ordusunun-turk-ordusu-hakkinda-ki-gorusleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Einstein: &#8221;Dünyanın en büyük lideri Atatürk&#8217;tür!</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/einstein-dunyanin-en-buyuk-lideri-ataturktur/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/einstein-dunyanin-en-buyuk-lideri-ataturktur/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 10:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/einstein-dunyanin-en-buyuk-lideri-ataturktur/</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü bilim adamı Einstein: ’Siz biliyor musunuz, dünyanın en büyük liderine sahipsiniz’
Emekli öğretim üyesi Profesör Münir Ülgür, 1949’da ünlü bilim adamı Einstein ile ABD’de yaptığı görüşmeyi Cumhuriyet Bilim’e anlattı. Einstein, Ülgür’e Atatürk’ü kastederek Dünyanın en büyük liderine sahipsiniz. Üniversite reformu sırasında beni de ülkenize davet etmişti demiş.
İSTANBUL Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) elektrik-elektronik bölümü emekli öğretim üyelerinden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=406&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><div>Ünlü bilim adamı Einstein: ’Siz biliyor musunuz, dünyanın en büyük liderine sahipsiniz’</p>
<p>Emekli öğretim üyesi Profesör Münir Ülgür, 1949’da ünlü bilim adamı Einstein ile ABD’de yaptığı görüşmeyi Cumhuriyet Bilim’e anlattı. Einstein, Ülgür’e Atatürk’ü kastederek Dünyanın en büyük liderine sahipsiniz. Üniversite reformu sırasında beni de ülkenize davet etmişti demiş.</p>
<p>İSTANBUL Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) elektrik-elektronik bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Münir Ülgür, ünlü bilim adamı Albert Einstein ile yaptığı bir görüşmede, Einstein’ın Atatürk’ten Türkiye’ye gelmesi için davet aldığını öğrendiğini söyledi. Prof. Dr. Kerim Erim ve Prof. Dr. Adnan Adıvar’dan sonra Einstein’la görüşen 3. Türk bilim adamı olan Ülgür, olayı Cumhuriyet Gazetesi Bilim Teknoloji Dergisi’ne şöyle anlattı:</p>
<p>TÜRKİYE’YE ÇAĞIRDI</p>
<p>ABD Philadelphia’da çalıştığım dönemde Einstein’ın da Princeton Üniversitesi’nde olduğunu biliyordum. 1949’da bir gün üniversitedeki sekreterine telefon ettim ve görüşme isteğimi bildirdim. Hiç beklemediğim bir şekilde, hemen kabul ettiler. Bizi hemen kabul etmesinin sebebi, benim Atatürk’ün evladı olmamdı. Konuşmalarımız sırasında da Atatürk’ü kastederek, ’Siz biliyor musunuz, dünyanın en büyük liderine sahipsiniz’ dedi. 1933 Üniversite Reformu sırasında Atatürk’ün kendisinin de Türkiye’ye gelmesini istediğini söyledi ve ’Arkadaşlarım hep oradaydı ama burada imkanlar çok fazla olduğu için burayı tercih ettim’ dedi. Yaklaşık yarım saat konuştuktan sonra, bize memleketimize iyi şeyler götürmemizi tavsiye etti ve ayrıldık.</p>
<p>42 YABANCI PROFESÖR</p>
<p>Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, o dönem başlattığı üniversite reformuyla, dünyanın dört bir yanında ülkeye bilim adamlarını davet etmiş, İstanbul Darülfünun’u kaldırarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’ni kurmuştu. Türkiye’ye üniversite sözünü kazandıran Atatürk, bu reformla, Türkiye’de birçok tarihçinin de kabul ettiği gibi yaklaşık 15 yıl sürecek altın bir çağı başlatmıştı. O yıl Almanya’da iktidarı ele geçiren Adolf Hitler’in Nazi rejiminden kaçan Alman bilim adamları ise reformun en önemli aktörleri olmuşlardı. 1933’te 42 yabancı profesör, Türkiye’de çeşitli üniversitelerde işe başlamıştı. Almanya’da Yahudi öğretim üyelerinin üniversitelerden atılacağını öğrenen Einstein ise o sırada misafir öğretim üyesi olarak bulunduğu Amerika’daki Princeton Üniversitesi’nde kalmayı tercih etmişti&#8230;</p></div>
Posted in Atatürk  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/406/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/406/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/406/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/406/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/406/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/406/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/406/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/406/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/406/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/406/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=406&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/einstein-dunyanin-en-buyuk-lideri-ataturktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün din anlayışı</title>
		<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/ataturkun-din-anlayisi/</link>
		<comments>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/ataturkun-din-anlayisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 10:13:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tarihikayeler.wordpress.com/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[ATATÜRK-din ilişkisi ülkemizde sürekli tartışılagelmiş konulardan biridir. Belirtmek gerekir ki, Atatürk din bahsinde en fazla gadre ve haksızlığa uğramış bir şahsiyettir.
Bazı çevreler, din ile Atatürk arasında ters bağlantı kurarak Atatürk&#8217;ü dine karşı bir silah gibi gösterme gayreti içine girerken, kendilerini İslam&#8217;ın müdafii ve sözcüsü yerine koyan diğer bazı çevreler de haksız bir şekilde onu din [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=401&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>ATATÜRK-din ilişkisi ülkemizde sürekli tartışılagelmiş konulardan biridir. Belirtmek gerekir ki, Atatürk din bahsinde en fazla gadre ve haksızlığa uğramış bir şahsiyettir.</p>
<p>Bazı çevreler, din ile Atatürk arasında ters bağlantı kurarak Atatürk&#8217;ü dine karşı bir silah gibi gösterme gayreti içine girerken, kendilerini İslam&#8217;ın müdafii ve sözcüsü yerine koyan diğer bazı çevreler de haksız bir şekilde onu din düşmanlığıyla itham etmişlerdir.</p>
<p>Atatürk, hakkında binlerce kitap, makale, yorum yazılmış büyük bir devlet adamıdır. Atatürk&#8217;ün din anlayışını onun hakkında yapılan yorumlardan ziyade, bizzat kendisinin bu konudaki söylev ve demeçlerine bakarak değerlendirmek lazımdır. Atatürk&#8217;ün din konusundaki görüş ve düşünceleri dikkatli bir şekilde incelendiğinde, onun din aleyhine ve dinsizlik anlamına gelebilecek herhangi bir sözüne rastlamak mümkün değildir. Aksine dinimizden, Hz. Peygamber&#8217;den övgü ve saygı ile bahseden, Müslümanlığından dolayı duyduğu onuru dile getiren pek çok sözleri vardır.</p>
<p>* * *</p>
<p>Atatürk, 29 Ekim 1923&#8242;te kendisiyle görüşen Fransız muhabiri Maurice Pernot&#8217;ya verdiği demeçte, yazarın sorusu üzerine şöyle demiştir:<span id="more-401"></span></p>
<p>&#8220;Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinimize bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye mani hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki, Türkiye&#8217;ye istiklalini veren bir Asya milletinin içinde daha karışık, sun&#8217;i, itikadat-ı batıldan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince, tenevvür (aydınlanma) edeceklerdir. Onlar ziyaya (ışığa) takarrüp (yaklaşma) edemezlerse kendilerini mahv ve mahkûm etmişler demektir. Onları kurtaracağız.&#8221;Görülüyor ki Atatürk saf, temiz ve sade bir din anlayışı istemektedir. İslam dinine sonradan girmiş her türlü safsata, hurafe ve boş inançlara karşı akılcı bir din anlayışını benimsemiştir. Bunun ilk adımını da Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in milletin bütün fertleri tarafından okunup anlaşılabilmesini sağlamakla atmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan iki yıl bile geçmeden 21 Şubat 1925 tarihinde Meclis&#8217;teki bütçe müzakereleri sırasında Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in meal ve tefsirinin, Hadis-i Şerif tercümelerinin devlet imkánlarıyla yaptırılması için talimat vermiştir.<br />
????:</p>
<p>Bunun üzerine mealin Mehmet Akif Ersoy, tefsirin Elmalılı Hamdi Yazır, hadis tercümelerinin de Kamil Miras tarafından yapılması kararlaştırılmıştır. Ancak, Mehmet Akif bilahare bu görevi bırakarak aldığı avansı iade etmiş, hem meal hem de tefsir yazma işi Hamdi Yazır tarafından yapılmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır&#8217;ın hazırladığı 9 ciltlik tefsir 1935 yılında, Kamil Miras tarafından hazırlanan &#8220;Sahih-i Buhari Muktasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi&#8221; isimli 12 ciltlik hadis tercümesi de 1928 yılında yayımlanmıştır.</p>
<p>Atatürk, Kur&#8217;an&#8217;ın Türkçe&#8217;ye çevrilmesinin şu gerekçeyle yapıldığını anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Türk, Kur&#8217;an&#8217;ın arkasından koşuyor, fakat onun ne dediğini anlamıyor. İçinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım, arkasından koştuğu kitapta neler olduğunu Türk anlasın.&#8221; Ayrıca bu gerekçeyle hutbelerin de Türkçeleşmesini sağlamıştır. Ona göre hutbe demek, nasa hitap etmek, yani söz söylemek demektir.</p>
<p>&#8220;Minberler halkın beyinleri, vicdanları için bir iyilik, doğruluk ve bir aydınlanma kaynağı olmuştur. Böyle olabilmek için minberlerden yankılanacak olan sözlerin bilinmesi, anlaşılması, sanat ve ilim gerçeklerine uygun olması gerekmektedir. Değerli hatiplerin siyasi ve toplumsal olayları ve medeni durumları ve gelişmeleri her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış bilgiler verilmiş olur. Bundan dolayı, hutbeler tamamen Türkçe ve çağın gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır&#8221; sözleri, onun bu düşüncesini yansıtmaktadır.</p>
<p>* * *</p>
<p>Atatürk, aynı ismi taşıdığı Hz. Peygamber&#8217;e son derece bağlı ve saygılı bir insandı. Bu saygı ve bağlılığı ifade etmesi açısından şu olayı nakletmemiz yerinde olacaktır: Batılı bir oryantalistin, Hz. Peygamber hakkında yazdığı bir kitap kendisine sunulur. Kitapta Yüce Peygamberimizden &#8220;Cezbeye tutulmuş sönük bir derviş&#8221; diye söz edilmektedir.</p>
<p>Bunu okuyunca Atatürk öfkelenerek şöyle der: &#8220;Bu gibi cahil adamlar O&#8217;nun yüksek şahsiyetini ve başardığı büyük işleri kavrayamazlar. O, Allah&#8217;ın birinci ve en büyük kuludur. O&#8217;nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir, fakat sonsuza kadar O anılacaktır, yaşayacaktır.&#8221;<br />
***<br />
ATATÜRK&#8217;ü &#8220;din&#8221; silahıyla gözden düşürme mekanizmasının bazı çevrelerde &#8220;gaflet&#8221;, bazı çevrelerde &#8220;gayret&#8221; boyutunda işlediğini görüyoruz. &#8220;Gaflet&#8221; boyutunda olanlar, dini çağdaşlığın önünde bir engel gibi görüp bu çıkışlarını Atatürkçülük adına yapmışlardır. Din karşıtlığını adeta bir moda haline getirmişlerdir.</p>
<p>Bunun, zaman zaman Atatürk&#8217;e yaranma gayretkeşliği ile daha sevimsiz noktalara taşındığı da görülmüştür. 1938 yılında, Faruk Nafiz Çamlıbel, Atatürk&#8217;ü yüreğine bir put gibi oturttuğunu şu dizelerde söylüyor:</p>
<p>&#8220;Yürüyor kalbimizin durduğu bir yolda değil/Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun</p>
<p>Ey ilahın yüce davetlisi, göklerden eğil/Göreceksin duruyor kalbimizin üstünde putun!&#8221;</p>
<p>Atatürk&#8217;ün, sigara izmaritlerini onun huzurunda kültablasından alarak sedef işlemeli bir kutuya koymak isteyen birisini &#8220;Ne yapıyorsun çocuk? Beni putlaştırmak mı istiyorsun?&#8221; diye azarladığını, O&#8217;nun sofrasına oturmuş şahsiyetlerin hatıralarından öğreniyoruz. Bu sözler, Atatürk karşıtları tarafından yıllarca istismar edilmiş, sanki bu mevlidi Atatürk yazdırmış gibi bir kanaat oluşturulmaya çalışılmıştır.</p>
<p>Gerçek şu ki; Atatürk bu aymazlıkların hiçbirine iltifat etmemiş, onların hepsine istihzai bakışlarla gülüp geçmiştir.</p>
<p>Din silahını Atatürk&#8217;e doğrultanlar ise bütün gayretlerini, bütün nefeslerini Atatürk&#8217;ün din düşmanı olduğu iftirasına dayandırmışlardır. O&#8217;nun Kur&#8217;an&#8217;ı anlaşılır kılmak için meal ve tefsir yazdırmasını, İslam&#8217;ın Peygamberi&#8217;nin bize yansıttığı ışığın kalplerimizi aydınlatması için hadisler tercüme ettirmesini, İslam dini ve onun Peygamberi hakkında söylediği güzel sözleri daima gözden kaçırmak istemişlerdir. &#8220;Ey Millet! Allah birdir, şanı büyüktür&#8221; sözleriyle başlayan Balıkesir Paşa Camii&#8217;nde verdiği tarihi hutbe, mermerlere kazınması gereken bir &#8220;kitabe&#8221; niteliğindedir.</p>
<p>Atatürk, din, düşünce ve fikir özgürlüğüne büyük önem vermiş, laikliği de bu temele oturtmuştur. Atatürk&#8217;ün 1937 yılında Anayasa&#8217;ya dahil ettiği laiklik anlayışını, bazı Marksist ve materyalistlerin savunduğu laiklik anlayışıyla mukayese etmek doğru değildir. Nitekim, Atatürk, &#8220;Ben Luther olmayacağım&#8221; diyerek bu çeşit fikirleri reddetmiştir.</p>
<p>* * *</p>
<p>Atatürk&#8217;ün laiklikle ilgili görüşünü, Nutuk&#8217;tan aldığımız kendi sözleriyle belirleyelim:</p>
<p>&#8220;Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların, vicdan, ibadet ve din hürriyetlerini tekeffül etmektir.&#8221; Yani, din hürriyetine kefil olmaktır.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün de işaret ettiği gibi &#8220;İslam dini hürriyet-i efkára mani değildir&#8221;. (Fikir ve düşünce hürriyetine engel değildir.) Dinde zorlama yoktur. Zaten, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in Bakara Suresi 256. Ayeti&#8217;ndeki &#8220;la ikrahe fiddin&#8221; (dinde zorlama yoktur) hükmü de bunu emretmiyor mu?</p>
<p>O halde laiklik, dinsizlik demek değildir. Nitekim Atatürk, &#8220;Laik hükümet tabirinden dinsizlik manasını çıkarmaya yeltenen fesatçılara fırsat vermemek lazımdır&#8221; demiştir.</p>
<p>Mehmet Nuri YILMAZ</p>
<p>&#8211;</p>
<p>&#8220;Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. &#8220;</p>
<p>M.Kemal ATATÜRK &#8230;..</p>
Posted in Atatürk, Dini  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/tarihikayeler.wordpress.com/401/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/tarihikayeler.wordpress.com/401/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/tarihikayeler.wordpress.com/401/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/tarihikayeler.wordpress.com/401/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/tarihikayeler.wordpress.com/401/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/tarihikayeler.wordpress.com/401/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/tarihikayeler.wordpress.com/401/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/tarihikayeler.wordpress.com/401/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/tarihikayeler.wordpress.com/401/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/tarihikayeler.wordpress.com/401/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=tarihikayeler.wordpress.com&blog=4040815&post=401&subd=tarihikayeler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tarihikayeler.wordpress.com/2009/10/05/ataturkun-din-anlayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="" medium="image">
			<media:title type="html">Codeluu</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>